Dünya dijitalleştikçe yepyeni bir hâl almaya başladı. Nefes alıp verdiğimiz her bir anda onlarca veri üretir hale geldik. Cep telefonlarımız, kullandığımız bilgisayarlar, haber okuduğumuz siteler, paylaşımlar yaptığımız sosyal ağlar, yaptığımız alışverişler, seyatlerimiz vs vs vasıtasıyla kendimiz hakkında ipuçları taşıyan veriler üretmeye başladık.

2.1 milyar aktif kullanıcısı bulunan Facebook, 1.3 milyar nüfusu bulunan Çin’den daha büyük bir kitleye sahip olarak dünyanın en büyük ülkesi haline gelmişken, dünyanın en çok kullanılan mesajlaşma uygulaması WhatsApp’tan bir günde 42 milyar mesaj gönderiliyor. Ayrıca insanoğlu her sene 1 trilyondan fazla dijital fotoğraf çekiyor ve Youtube’tan 1 milyar saat video izliyor.

Geçtiğimiz iki yıl içinde, insanoğlunun önceki tüm tarihi boyunca ürettiğinden daha fazla veri ürettik. 2020 yılı itibariyle gezegendeki her insan için her saniye yaklaşık 1,7 megabayt yeni verinin üretileceği tahmin ediliyor.

Yani kısacası biz insanlar, kullandığımız cihazlar ve hizmetler aracılığıyla Big Data denilen büyük veri havuzuna her saniye veri damlaları gönderiyoruz. Peki büyük şirketler bu verileri nasıl anlamlandırıyor ve insanların hayatlarına değer katma anlamında nasıl kullanıyor?

Bernard Marr‘ın yazdığı Büyük Veri İş Başında kitabı, aralarında Walmart, Cern, Netflix, Facebook, Linkedin, Microsoft, BBC, ABD Hükümeti, Google, Apple, Twitter, Uber ve Amazon’un da bulunduğu 45 büyük kuruluşun veriyi ne şekilde topladığı ve topladıkları verileri insanların hayatlarını kolaylaştırma adına nasıl kullandıklarını çok basit bir şekilde anlatıyor.

Kitabı okurken, günlük hayatta kullandığımız hizmetlerin geri planda veri olarak nasıl işlendiğine şahit olacaksınız. Muhtemelen bu kitaptan sonra Twitter‘da paylaşım yaparken ya da bir Microsoft hizmeti kullanırken biraz daha düşüneceksiniz.