Alan Turing, Titanic battıktan iki ay sonra, 23 Haziran 1912’de, Paddington’daki küçük bir özel hastanede dünyaya geldi. Daha çocukken bile rakamlarla arası çok iyi olan Turing, içine kapanık bir çocuk olarak büyüdü. Kafayı matematikle bozan Turing, birçok matematik problemini hesaplama yapmadan çözebilecek bir zekaya sahipti. Hatta okulayken Geregor’un [1] ^ (X) tanjantını hesaplayıp, öğretmenine bunun doğru olup olmadığını sormuş ve matematiğe Turing’den daha az hakim olan öğretmeni kopya çektiğini düşünürek ona kızmış.

Soyut matematiği keşfederek akademik anlamda başarısına başarı katan Turing henüz 22 yaşında Kings College’a seçildi. 33 yaşında Nazi Enigma kodlarının kırılmasında gösterdiği başarılar nedeniyle Kral George tarafından Biritanya İmparatorluk Nişanı ile ödüllendirildi.

Makinelerin de insanlar gibi düşünebileceğini savununan Turing, bugün çokça konuşulan yapay zeka (AI) teknolojilerinin temellerini atan adam olarak biliniyor. Bilgisayarları, ‘Tıpkı hocasından çok daha fazlasını öğrenen bir öğrenci gibi olacak fakat kendi işine çok daha fazlasını katacak. Bu gerçekleştiğinde insanların makineye zeka sahibi bir varlık gözüyle bakması gerekeceğini hissediyorum’ şeklinde açıklayan Turing, makinelere şans verilmesine inanıyordu.

Alan Turing, ‘Bir makinenin hatasız olması bekleniyorsa o makinenin aynı zamanda zeki olması mümkün değildir’ diyor. Bu insanlar için de geçerli değil midir? Hata yapmasına izin verilmeyen, hata yapmak korkusuyla yeni şeyler denemeyen insanların zeki olması mümkün müdür? Bir insan hata yapmıyorsa ya korkaktır ya da yeni şeyler denemiyordur!

Eşcinsel olan Turing hayatının ilk yıllarında bunu gizlemeye çalışsa da ilerki yıllarda bu konu hakkında daha cesur hamleler yaptı. Ve 7 Şubat 1952’de ‘Galiz Ahlaksız’ iddiasıyla tutuklandı. ‘İyileştirilmesi’ için östrojen yani kimyasal kısırlaştırma tedavisi görmesi uygun görüldü. Bu tedavi onu zamanla şişmanlattı ve işlerine odaklanmasına engel oldu.

Turing sebebi bugün bile tam olarak bilinmeyen bir sebepten dolayı 8 Haziran 1954 yılında siyanürlü elma yiyerek intihar etti. Aslında, annesi kendisinin kazara öldüğünü düşünsün diye bir kurgu yapmıştı ve annesi de ölene kadar oğlunun kazara öldüğüne inanmıştı. Bugün bile Turing gerçek anlamda intihar mı ettiği yoksa kazara öldüğü konusunda birçok tartışma olmasına rağmen, siyanürlü elma yemeden önce 113 gram siyanür içen Turing’in intihar etmiş olasılığı çok daha yüksek ihtimal olarak görülüyor.

Cinsel tercihi yüzünden yaşadığı dönemde pek de kıymeti bilinmeyen Turing, ölümünden sonra çok daha fazla değer gördü. Birçok yerde heykelleri dikilen Turing, 1999’da Time Dergisi’nin, yirminci yüzyılın en değerli 100 ismi listesine girmeyi başardı.

Bugün kullandığımız bilgisayarların yol göstericisi, matematikçi, filozof ve yapay zekanın temellerini atan Turing 41 yaşında dünyadan ayrılsa da teknoloji dünyasının gelişimi için çok önemli çalışmalara imza attı.

David Boyle’nin yazdığı Alan Turing Enigma’nın Şifresini Çözmek kitabında Turing’in yaşam öyküsü ayrıntılara girmeden kısaca özetlenmiş. Turing’i tanımak istiyor ve geçmişe yolculuk yapmak istiyorsanız kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca 2014 yapımlı, başrollerini Benedict Cumberbatch ve Keira Knightley’in paylaştığı The Imitation Game: Enigma filmini de mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.